Kayseri News

Kayseri ve Türkiye Haberleri

"Neden hayır?"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Balgat Anadolu Gösteri Merkezi’nde partisinin MYK-MDK üyeleri, Milletvekilleri, Belediye Başkanları ve İl Başkanları ile yaptığı toplantıda MHP’nin referandumda izleyeceği yol haritasını açıkladı ve neden ‘hayır’ diyeceklerini anlattı.
 
Bahçeli konuşmasında şu görüşlere yer verdi:
Bugün ülkemizin geleceğinde önemli bir dönüm noktası olacağına inandığım Anayasa değişikliklerinin referanduma götürülmesi sürecine ilişkin görüşlerimizi paylaşmak ve bir yol haritası çizmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. İnanıyorum ki, bu toplantıdan çıkacak sonuç ve kazanılacak birikim 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak tarihi oylamayı “Hayır”a çevirecek, Türkiye AKP hükümetine ders verme imkanını bulacaktır. Bu itibarla konu önemlidir. Önemi oranında da çalışmayı, ikna etmeyi, inandırmayı gerektirmektedir.
 

TEK KAVRAM İHANET

Anayasa’nın değiştirilmesi ne yalnızca bu Meclis döneminin konusu olacak, ne de bundan sonraki yönetimlerde bu tartışma ve arayışlar sona erecektir. İnsanlar yaşadıkça, toplumun yaşantısı ve ihtiyaçları değiştikçe, insanlık değerleri geliştikçe Anayasaların da değişmesi kaçınılmaz olacak, ve elbette ki bizim Anayasamız da değişecektir.
 
 
Evrensel benzerlikler ülkelerin anayasalarını bazı hususlarda birbirine yaklaştırırken, toplumların milli özellikleri farklılıkları doğurur. Doğru ve doğal olanı da budur. Aslında bir demokratik toplumu yine demokratik olan bir diğerinden ayıran en önemli özellik de bu milli nitelikli ve kendine özgü yapı ve farklarda aranmalıdır. Aksi takdirde, başka toplumları demokratik ve özgürlükçü yapan bir anayasanın, bir diğer toplumu ayrışmaya kadar götürmesi bilinen ve beklenen gelişmelerdendir.
 
 
Bizim tarihimiz dayatmacı, kopyacı ve taklitçi özgürlük ve rejim hayranlarının bize özgü milli niteliklerimizi ihmalinin sonucu, yabancı Başkentlerden taşınan formüllerin bir ülkeyi nasıl felakete götürebileceğinin en belirgin örneğidir. Elbette ki Osmanlı’nın çöküşündeki tek nedeni Tanzimatı ilan eden Mustafa Reşit Paşa’da, Avrupa ile işbirliğine açık Mithat Paşa’da ve hatta sömürgecilerle el ele veren Damat Ferit Paşa’da arayamayız.
 
 
Ancak bu çözülmenin bir süreç içinde gerçekleştiğini;

√ Yaklaşık yetmiş sene içinde batılı dayatmalara teslim olan elitlerin,

√ Hatta bu dayatmaları bir sevda olarak yorumlayan idarecilerin,

√ Yabancılarla işbirliği yapılmasını bir ideoloji haline getiren aydınların kusurunun ve körlüğünün eseri olduğunu da söyleyebiliriz.
Geride kalan yüzyıllarda başımıza nelerin geldiğini bilerek yine aynı karanlık yollara sapmak isteyenleri bugün tanımlayacağımız tek kavram kalmıştır: O da ihanettir.

HANGİ TOPRAĞIMIZDAN VAZGEÇECEĞİZ

Milletimiz, ham hayaller, gerçekçi olmayan arayışlar, milli bünyeye uygun olamayan yabancı doku nakilleri, başka milletlerin özel şartlarından doğmuş iyi zannedilenleri bize de zerk etme arayışları konusunda yeterince tecrübelidir.
Bunların bedelinin kan, gözyaşı, göç, çekilme, küçülme, isyan, savaş ve milli mücadele ile ödendiği bilinmektedir.
Bu itibarla, masum talepler olarak başlanılan adımların, yarın ülkemizde hangi badirelere mal olacağını dikkate almayan, hesabını yapmayan vizyonsuzluğa artık ülkemizin tahammülü yoktur.
Şimdiki hataların bedelini ödemek için neleri feda edeceğiz, nereleri vereceğiz, hangi insanımızdan, hangi toprağımızdan vaz geçeceğiz?
Bir millet bu zillete bir kere düşer, bir devlet bu hatayı bir kere yapar, ve aydın ise bu şuursuzluğu şayet ders çıkarmışsa tekrarlamaz.
Yıkımın yenisine ne Türkiye’nin, ne Türk milletinin tahammülü vardır.

Dikkat ediniz, yüz otuz yıllık çözülmenin bütün aktörleri bugün de karşımızdadır:

Ama ne mutlu ki, o gün bu yıkım yaşanırken olmayan tek güç bugün mevcuttur.
Milletimizin talihidir ki, o şartlarda olmayan kuvvet bugün vardır ve iftiharla söylüyorum ki buradadır.
Bu muazzam kudretin adı Milliyetçi Hareket Partisi’dir.
Türk tarihi açısından önemimiz ve varlık nedenimiz de budur.

SIRF SİYASET OLSUN DİYE, ÜLKEMİZİN GELECEĞİNİ ATEŞE ATAMAYIZ

Ya da, bundan yaklaşık yüz otuz yıl önce milletinin güvencesi olmuş, milli tarihin derinliklerden beslenen köklü bir Türk milliyetçiliği fikriyatının mesela Meclis-i Mebusan’da bulunacağını varsayarsanız, nelere engel olunabileceğini de tahmin etmiş olursunuz.

Biz, başkaları;

√ Günübirlik çıkarların peşinde koşuyor diye,

√ Ucuz hesaplaşmaların tuzağına takılıyor diye,

√ Küresel bir sarmalın dibine çekiliyor diye,

√ Başımıza gelecek felaketleri öngöremiyor diye, ve

√ Sırf siyaset olsun diye, ülkemizin geleceğini ateşe atamayız.

BİR FATİHAYI BİLE ESİRGEYENLERİN TUZAĞINA MI DÜŞECEĞİZ?

Elbette ki 12 Eylül 1980’le hesaplaşacağız.
Elbette ki yapılanları unutmayacağız.
Çekilen çileleri hafızalarımızda taşıyacağız.
Haklarımızı asla helal etmeyeceğiz.
Bunlar bizim iki cihanda namusumuza emanettir.
Ve bu emanete asla hıyanet etmeyeceğiz.
Ama bizim unutmayacaklarımız sadece bunlar mıdır?
Soracağımız hesaplar, yalnızca bu dönemden mi ibaret olmalıdır?
Bizim mağduriyetlerimiz sadece bu döneme mi aittir?
Devrin şartlarında, en müşkül anlarda gösterdiğimiz fedakarlıkları bir gün bile hayırla hatırlamayanların oyuncağı mı olacağız?
Gencecik fidanlarımız toprağa verilirken, kim bu can verenler diye merak edip ardımızdan bir fatihayı bile esirgeyenlerin tuzağına mı düşeceğiz?

RECEP TAYYİP ERDOĞAN, PKK VE UZANTILARI KARŞIMIZDADIR

Dün “halklara özgürlük” diyerek ülkücülere kurşun sıkan hainler karşımızdaydı. Verilen mücadele millet adına bunlarlaydı.
Bugün ise aynı sloganın yeni sahibi, milletimizi otuz altıya bölmek isteyen Recep Tayyip Erdoğan karşımızdadır.
Milletimizi kimliklere ayırmak isteyen PKK ve uzantıları karşımızdadır.
Bugün demokrasi içinde vereceğimiz mücadele yine bu yıkıcı ve bölücü zihniyetlerledir.
Bu itibarla, geçmişte verdiğimiz şerefli mücadeleyi de, maruz kaldığımız haksızlıkları da hatırlayacağız, hatıralarını yaşatmaya devam edeceğiz.

ZEMZEMLE ZEHİRİ BİRLEŞTİRİYORLAR

Bu itibarla, bizleri yıkıma, çöküşe götüren katara, bir sonraki istasyonda inmek üzere sırf aynı istikamete gidiyor diye binmeyeceğiz.
İçine haklı ve masum gelişmeler olarak sinsice yerleştirilmiş hilelere takılmayacağız.
Haram ile helalin karışımından helal çıkmayacağını bileceğiz.
Mekruh ile mubahın bir arada olmayacağını idrak edeceğiz.

Zemzemle zehiri birleştirip altın kasede içirmeye çalışanlara kanmayacağız.
AKP’NİN PKK AÇILIMI

Hükümetin ABD, Peşmerge, İmralı ve Kandil’le işbirliği yaparak ve rol paylaşarak yürüttüğü PKK açılımıyla birlikte,

√ Etnik bölücülük meşru bir siyasi amaç sayılmaya başlanmıştır.

√ Terör örgütü, zemin kazanarak bölünme dinamikleri harekete geçirilmiştir.

√ Etnik kimliklerin vatandaşlığın yerine geçirilmeye çalışılması ile etnik temelde siyaset yolu ardına kadar açılmıştır.

√ Bölücü terör, kimlik sorunu olarak tanımlanarak PKK’nın siyasi hedeflerini meşru gören taviz ve çaresizlik yaşanmaya başlanmıştır.
AKP, projelerini uygulayabilmek, yıkımı topluma kabul ettirebilmek için çok tehlikeli bir siyaset modelini seçmiştir.
Açılım adını verdiği ve kendisi için dönüşü olmadığını açıkladığı yolda, kendi gündemini hayata geçirmek için imkân ve zemin arayışlarından en önemlisi anayasa değişiklikleridir.

PKK VE AKP’NİN SİYASİ HEDEF VE TALEPLERİ ÖRTÜŞÜYOR

PKK ve AKP’nin siyasi hedef ve talepleri beş ana noktada örtüşmektedir.

Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisinden, yegane varlık nedenimiz ve bağlılığımızın kaynağımız olan aziz millet varlığının ve devletin yapı taşlarının aşamalı olarak tahrip edilmesine müsamaha göstermesini bekleyemez, isteyemez, talep edemez.
Ve Milliyetçi Hareket Partisi de bu talepleri sineye çekemez.

“HAYIR” KARARININ GEREKÇE VE NEDENLERİ

Mahkemenin siyasi bir müdahaleyle yetkisini aşarak verdiği karar uyarınca, anayasa değişiklikleri konusunda 12 Eylül 2010 Pazar günü “Halkoyuna” başvurulacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi Anayasa Değişikliklerine karşı görüşünü ve gerekçelerini defalarca kamuoyu ile paylaşmıştır ve referandumda da kararı “Hayır” olacaktır.

Almış olduğumuz “hayır” kararının gerekçe ve nedenleri şunlardır:

Milliyetçi Hareket Partisi, milletimizin önceliklerine ve taleplerine cevap vermeyen ve dışarıdan sipariş edilen “Anayasa Değişikliklerine Hayır” oyu verecektir.
MHP, olgunlaşırken katkısının sorulmadığı ve başkası tarafından dayatılmış kararlara katılmayarak “Anayasa Değişikliklerine Hayır” oyu verecektir.
MHP, toplumun huzursuz, devletin gergin, Anayasal kurumların kavgalı olduğu bu süreçte sağlıklı sonuç alınmayacağı için “Anayasa Değişikliklerine Hayır” oyu verecektir.

ERDOĞAN’IN SAKLAMAYA ÇALIŞTIĞI GERÇEK NİYETLERİ VE GİZLİ GÜNDEMİ AÇIĞA ÇIKMIŞTIR.

Tarihi aşıp, engelleri yıkıp gelmiş ve bugüne ulaşmış büyük Türk milleti,

Bölünmeye, parçalanmaya, ayrışmaya, farklılaşmaya ve kutuplaşmaya hayırdiyecektir.
Teröristle kucaklaşmaya, terörle yaşamaya, teröre boyun eğmeye, teröre teslimiyete, açılım denilen yıkıma hayır diyecektir.
Milli devletin, üniter yapının, milli kimliğin, milli dilin yıkılmasına, milli birliğin tahribinehayır diyecektir.
Türk milletinden yeni milletler çıkartmak için girişilen alçakça tahriklere ve otuz altıya bölme arayışlarına hayır diyecektir.
İçerden ve dışardan tam bir husumet kuşatmasına maruz kalarak milli birliğimiz ve milli bekamıza yönelmiş hain emellerin gerçeklemesine hayır diyecektir.
Toprak bütünlüğüne ve devlet yapısına yönelik tehditlere ve saldırılara karşı teslim olmuş yönetime hayır diyecektir.
Milli kimlikte değerlerin istismarı ve alt kültürlerin okşanması ile ortaya çıkan ağır tahrikler ve yozlaşmaya hayır diyecektir.
Dış işlerde taviz ve teslimiyete, iç işlerde, çaresizlik, ilkesizlik, kayırmacılık ve aymazlığa hayır diyecektir.
Türk milleti ile yarım kalmış hesabı olanlara, ecdadımızın şanlı tarihinden utanç duyanlara, vatanımızı Sevr şartlarına götürmek isteyenlere hayır diyecektir.
Şehide kelle, katile sayın, eşkıyaya abi diyenlere ve İmralı’dan terörü yönetmeyi demokratik bir hak, Kandil’den saldırıları meşru görenlere hayır diyecektir.
Vatan için hayatını vermiş evlatlarımızın ardından Anadolu’dan yükselen “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” haykırışlarını tahrik sayanlara hayır diyecektir.
Türk milletini çözmek, Türk devletini bölmek için dayatma projeleri üreten güçlerin oluşturduğu kutsal ittifaka hayır diyecektir.
“Tarihle yüzleşme” adı altında ecdadımıza yapılan hakaretlere, isyan elebaşlarını alkışlayan zihniyetlere hayır diyecektir.
Yıllardır kurtulamadığı yokluğa, yoksulluğa, yolsuzluğa, bunları örtmek için oynanan oyunlara hayır diyecektir.
Annelerimizin gözleri yaşlı, gençlerimizin umutsuz, yetişkinlerimizin işsiz, çocuklarımızın eğitimsiz, toplumun karamsar ve pusulasız olmasına hayır diyecektir.
Yolsuzluk yapanlara, yetim hakkına el uzatanlara ve buna seyirci kalanlara hayırdiyecektir.
Vurguncuların, soyguncuların, haram lokma yiyenlerin hesap vermekten kaçmasınahayır diyecektir.
Toplumsal huzursuzluk alanlarının genişlemesine, cephelerin derinleşmesine, ülkemizin yeni bir kriz sarmalına sürüklenmesine hayır diyecektir.
İhanet, talan ve yıkım şebekelerinin tahribatı sonucu, Türkiye’nin daha ezik, daha yoksul, daha çaresiz ve daha bitkin bir ülke durumuna düşürülmesine hayırdiyecektir.
Sözde darbelerden hesap sorma, vesayet kaldırma, demokrasi getirme gibi değerler üzerinden yapılan istismarlara hayır diyecektir.
Demokrasi adına paketin içine serpiştirilmiş cazip tuzaklara düşmeyecek, nihai oyunu görerek karanlık niyetlere hayır diyecektir.
Defalarca değişen anayasalara rağmen bir türlü değişmeyen kara talihinin devamına mutlaka hayır diyecektir.
Referanduma evet demenin sekiz yıllık yıkım sürecinin artarak devamının geleceğini bilecek, kaderine biçilmek istenen kefene hayır diyecektir.
Açlığa, adaletsizliğe, ahlaksızlığa ve asayişsizliğe hayır diyecektir.
Yokluğa, yoksulluğa, yozlaşmaya, yabancılaşmaya ve yalanlara hayır diyecektir.
Çürümeye, çözülmeye, çöküşe ve çaresizliğe hayır diyecektir.
Krize, kargaşaya, kaosa, korkuya, kutuplaşmaya, kavgaya, karanlığa hayırdiyecektir.

Ve nihayet;

Peşmerge ile işbirliğine hayır diyecektir.
Kanlı küresel oyunlara hayır diyecektir.
Bölünmüş Türkiye projelerine hayır diyecektir.
Yeni Habur törenlerine hayır diyecektir.
Anayasa değişikliğine Hayır diyerek, AKP’ye hayır diyecektir.
Anayasa değişikliğine Hayır diyerek, Başbakan Erdoğan’a hayır diyecektir.
Gün, çok geç olmadan, telafisi mümkün olmayan dönemeçlere girilmeden milletimizle kucaklaşma günüdür, yaklaşan tehlikeleri haber verme günüdür.
İktidar partisi milletvekillerini yöneldikleri hatalı yoldan dönmeleri için başarılı bir siyasi sınav veren Milliyetçi Hareket, önümüzdeki süreçte de doğruları milletimize anlatmakta hazır ve kararlıdır.

Önümüzdeki süreçte her birimize düşen görev ve sorumluluklar vardır.

Birincisi, verecekleri “hayır” kararının önemi konusunda aziz milletimizi uyarmaktır.

İkincisi, yoksulluk ve yokluğun ağır baskısı ile göz ardı ettiği milli değerlere yönelik felaketler konusunda uyandırmaktır.

Üçüncüsü, kurtuluşun AKP’ye ders vermekle, çözümün ise ancak Milliyetçi Hareket Partisine destek vermekle mümkün olacağına toplumu inandırmaktır.
Ortadoğu Gazetesi
Reklamlar

Temmuz 15, 2010 - Posted by | Uncategorized

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: